ANNENİN ÇALIŞMASININ ÇOCUĞA ETKİLERİ
Reklamlar
Reklamlar
Günümüzde kadınlar, gerek
ekonomik zorunluluklardan dolayı aile bütçesine katkıda bulunmak
amacıyla, gerekse yaşam standartlarını yükseltmek, meslek
sevgisi,toplumda presti] kazanmak, çevre edinmek, yeni İnsanlar tanımak
ve eşinin yanında konumunu yükseltmek gibi bir dizi psikolojik
nedenlerle çalışma hayatında yerlerini almışlardır.Ülkemizde çalışan
kadınların büyük bir çoğunluğu ekonomik zorunluluklar nedeniyle; aile
geçindirmek veya aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla
çalışmaktadır.Yaşam standartını yükseltmek, veya eğitim gördüğü bir
alanda uzman olduğu için çalışanların oranı İse oldukça azdır (Topçuoğlu,
1957, Çiftçi, 1979).
Kadının çalışması beraberinde bazı sıkıntılar da getirmektedir.
Özellikle kadının evli ve çocuk sahibi olduğu hallerde bu durum daha da
zorlaşmaktadır. Bu zorlukların başında; annenin olmadığı saatlerde
çocuğun bakımı, İşinden yorgun ve gergin gelen annenin çocuğuna
yeterince zaman ayıramaması ve onunla sağlıklı bir iletişim kuramaması
gelmektedir (Yavuzer, 1992|. Bu durumda aklımıza şöyle bir soru
gelebilir: "Annenin çalışması çocuğu nasıl etkilemektedir?"
Aslında annenin çalışmasının çocuk üzerinde yaratacağı etkileri tek bir
faktöre indirgemenin doğru olmadığı; annenin, eğitim düzeyi, çalışma
koşulları, çalışma nedeni, anne-çocuk ilişkisinin niteliği, aile
ilişkileri, annenin yokluğunda çocuğun kim tarafından nasıl bakıldığı,
çocuğa bakan kişinin özellikleri ve bakanın sürekliliği, çocuğun hangi
gelişim basamağında olduğu, ailedeki çocuk sayısı ve çocuğun doğum
sırası gibi bir dizi faktörün de etkili olabileceği görüşündeyiz (Razorı,
1990)
Çalışan anneler ve çocukları üzerinde yapılan araştırmaların arasında
tam bir tutarlılık olmamakla birlikte, bulgular genellikle beklenilenin
tersine, annenin çalışmasının çocuğu olumsuz yönde etkilemediği
şeklindedir. Bu konuda yapılan çalışmalar, çalışan annelerin
çocuklarının okul başarılarının ve sosyal gelişimlerinin çalışmayan
annelerin çocuklarına göre daha üstün olduğu yönündedir (Cherry ve Eaton,
1977, Gold ve Andres, 1978, Topalak, 1985).
Çalışmayan annelerin çalışan annelere göre çocuklarının fiziksel bakını
ve disiplinlerine daha fazla zaman ve enerji harcamaları ve bütün gün
evde çocuğu ile birlikte olmaları bu ailelerde anne-çocuk ilişkisinin
daha fazla yıpranmasına neden olmaktadır. Çalışmayan annelerin parasal
sıkıntıları da bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden
olmakta ve bu durum anne-çocuk ilişkisini olumsuz yönden etkilemektedir
(Santrock, 1983, Stewart ve Friedman, 1987).
Buna karşın çalışan anneler çocuklarının bakımına günde iki saatten daha
az zaman harcamakla birlikte, evde olduğu saatlerde çocuğu ile daha
fazla ilgilenerek bu yoksunluğunu telafi etmektedirler. Bir yandan
günlük ev işleriyle ilgilenirken bir yandan da çocuğu ile konuşmakta,
onu dinlemekte ve boş zamanlarında çocuğuyla kitap okumak onunla
sinemaya gitmek, alışveriş yapmak gibi etkinliklere de daha fazla zaman
ayırmaktadır. Özellikle aile üyelerinin hep birlikte olduğu akşam
saatlerinde ve hafta sonlarında zamanlarının çok büyük bölümünü birlikte
ortak faaliyetlerde harcadıklarından annenin çalışmasının olumsuz etkisi
ortadan kalkmaktadır (Compos vd. 1983, Dworetzky, 1990, Crockenberg ve
Litman, 1991).
Ancak, annenin işinden tatmin olmaması, çocuğun bakımı ve emniyeti
konusunda endişe duyması veya çalışma şartlarının çok ağır ve stresli
olması gibi faktörler çalışan anne ve çocuğu arasındaki etkileşimi
olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Fakat işinde mutlu olan ve çocuğunun
bakımı konusunda hiçbir endişe duymadan çalışan anneler, çalışmayan
annelere göre daha iyi bir ebeveyn rolüne sahiptirler (Gold ve Andres
1978,Steward ve Fredman, 1987; Dworetzky, 1990J.
Annenin çalışması, çocuğun kendi benliğini algılamasında da önemli bir
etkiye sahiptir. şöyleki, annesi çalışan çocuklar annesi evhanımı olan
çocuklara oranla "büyüyünce ne olacağını?" sorusunu daha fazla
düşünürler. Bu çocuklar kendilerine daha fazla hedef belirleyip, bu
yönde çaba gösterirler.Özellikle annenin çalışması kız çocuğunu daha
olumlu yönden etkilemektedir. Annesi çalışan kızlar, annelerini daha
yetenekli, becerikli hissetmekte ve onunla daha fazla
gururlanmaktadırlar. Yapılan çalışmalar da göstermiştir ki, annesi
çalışan kızlar annesi çalışmayan kızlara oranla sosyal kavramda kadınlık
rolüne daha fazla sahiptirler ve daha fazla akademik başarı ve daha
fazla kariyer tutkusu göstermektedirler. Annenin çalışması kız çocuğun
kendini yüksek eğitimsel ve mesleki hedeflere yöneltmesinde güdüleyici
olmakta ve annelerinin çalışmasından duydukları hayranlıktan dolayı, onu
önemli bir model olarak görmektedirler ki, bu durum özellikle okul
öncesi dönem çocuklarında sözel olarak görülebilir ve çocuk bundan
duyduğu gururu sık sık belirtir (Stewart ve Friedman, 1987,Dworetzky,
1990).
Annenin çalışmasının kız çocuklar üzerindeki bu olumlu etkilerinin
yanısıra, yapılan çalışmalar annesi çalışan erkek çocukların bu durumdan
olumsuz yönde etkilendiği şeklindedir. Annesi çalışan erkek çocukların
okul başarılarının özellikle annesi çalışmayan erkek çocuklara ve annesi
çalışan kızlara oranla daha düşük olduğu bulunmuştur (Gold ve Andres,
1978, Stewartve Friedman, 1987).
Bu duruma, babanın ailenin ekonomik kaynağı görüntüsünün azalması ile
annenin geleneksel kadınlık rollerine uyumunun azalması neden olabilir.
Annenin çalışma yaşamındaki yerini almasıyla daha fazla sosyal ve
siyasal eşitliğe sahip olması ve onun erkek çocuğa tanınan ayrıcalıklı
geleneksel rolleri daha az benimsemesine ve desteklemesine neden
olmaktadır. Bu nedenle çalışan anneler oğullarına oranla kızlarına daha
hassas davranabilmekte ve onunla daha fazla İlgilenmektedir. Bell 1982,
Bronfenbrenner ve Crouter 1982 ve Bronfenbrenner vd 1983 tarafından
yapılan çalışmalarda da, çalışan annelerin kızlarına daha olumlu
davrandıkları ve onlarla daha fazla ilgilendikleri belirlenmiştir
(Alıntı: Stewart ve Friedman, 1987).
Ayrıca çalışan anneler çocuklarını erken yaşlarda birçok konuda
cesaretlendirmekte ve yönlendirmektedirler. Bu nedenle çalışan annelerin
çocukları küçük yasta kendi kendine yeten, daha bağımsız davranan bir
kişilik geliştirmekte ve çevreye uyumları daha iyi olmaktadır. Aile
içinde günlük aktiviteleri planlayan, organize eden ve aileye ait
görevleri üstlenen çocuk daha bağımsız ve birçok konuda daha başanlı
olabilir. Oysaki evde annesi ve kendinden büyük kardeşleri tarafından
bütün ihtiyaçları karşılanan çocuk, zorunlu olarak diğer bireylere
bağımlı olmaktadır (Arık ve Ayçiçeği 1990; Dworetzky 1990). Bununla
birlikte tüm gün annesinin gözetiminde ve denetiminde olan çocuklar daha
korku dolu ve ergenliklerinde de daha çekingen ve bağımlı bir kişilik
geliştirebilmektedir (Santrock, 1983).
Çalışan anne ve çocuklar arasında sağlıklı bir iletişim nasıl
kurulabilir? Çalışan anneler genellikle çocuklarını ihmal ettiklerini
düşünerek sürekli suçluluk duymakta ve çocuğu ile birlikte olduğu
saatlerde büyük bir özveri ile onların her istediğini yerine getirmeye
çalışmaktadırlar. Bu nedenle eve dönerken her gün ona hediyeler
(çikolata, çiklet, oyuncak vb. gibi) getirerek bu durumu telafi etmeye
çalışırlar (Razon, 1983).
Oysa daha Önce de söylediğimiz gibi, önemli olan annenin çocuğu ile
geçirdiği sürenin uzun veya kısa oluşu değil, çocuğu ile geçirdiği
sürenin niteliği ve onunla kurduğu iletişimin türü, annenin çocuğuna iyi
bir model olması, onunla olumlu bir iletişim kurarak, onun güven,
sevilme ve bağımsızlık ihtiyaçlarını karşılayabilmesidir.Bu nedenle,
annenin çocuğu yeterince tanıyabilmesi ve onunla duygu ve isteklerini
doğru olarak algılayabilmesi İçin çocuğu ile birlikte olduğu saatlerde
günlük işlerine ayırdığı zamanı ayarlayarak çocuğuna da zaman
ayırmalıdır.
Zamanın çok sınırlı olduğu durumlarda,anne ev işlerini yaparken çocuğu
ile hem o gün neler yaptığı hakkında konuşarak onun duygularını ve
kendisini ifade etmesine fırsat vermeli hem de işlerini sürdürmelidir.
Çocuğun yaşına ve yeteneğine göre anne ondan yardım isteyerek hem
ailedeki rolleri paylaşmasını sağlamalı hem de çocuğun güven duygusunu
gelişmesine ve sorumluluk sahibi bir birey olmasına yardımcı olmalıdır.
İşlerini bitirdikten sonra ise anne çocuğun istediği herhangi bir
faaliyeti (kitap okumak, ev ödevlerini birlikte gözden geçirmek, bir
oyun veya filmi birlikte seyretmek, alışveriş yapmak gibi) birlikte
yapmalıdır [D w o r e t z k y , 1990, Razon, 1990).
Özellikle okul öncesi dönem çocuğu annesi ile birlikte ortak birşeyler
yapabilmek ve onunla oynayabilmek için fırsatlar arar. Bu yaşlarda
çocuğu olan anne işten eve döndüğünde, Öncelikle çocuğu ile günü
konuşmalı, onu dinlemeli, onun yapmayı istediği şeyleri yapmalı ve daha
sonra günlük İşlerini yapmalıdır. Anne bu şekilde hem çocuğunu mutlu
etmiş olacak hem de kendisi iş yaparken onun sürekli ortalıkta dolaşıp
mızıldanarak ve sürekli sorular sorarak kendisini rahatsız etmesini
önlemiş olacaktır. İşten eve döndüğünde çocuğa ayrılan yarım saatlik
oyun süresi hem çocuğu rahatlatacak hemde anne-çocuk ilişkisini
kuvetlendirecektir. Ayrıca anne iş yaparken çocuğa da küçük görevler
verebilir veya kendisi mutfakta yemek yaparken ona da birkaç tabak,
kaşık vererek onun yanında oynamasına İzin verebilir.
Çalışan annelerin yaptıkları hatalı davranışlar nelerdir? Daha önce de
belirttiğimiz gibi, çalışan annelerin büyük bir bulumu çocuklarına
yeterince zaman ayıramadıklarını düşünerek, suçluluk duyarlar. Bu
suçluluk duygusundan kurtulmak için de, çocuğu ile birlikte olduğu
saatlerde büyük bir özveri ile onun her istediğini yerine getirmeyi
çalışırlar ve sürekli şımartırlar. Parasal olanaklarının elverdiği
ölçüde her gün eve dönüşte ona hediyeler alarak bu durumu telafi etmeye
çalışırlar ve farkında olmadan çocuğu maddi çıkarlara yöneltip,
tatminsiz ve bencil bir birey haline getirirler.
Bazı durumlarda bu suçluluk duygusu o kadar ağır basar ki, anne çocuğun
tüm ihtiyaçlarını ve görevlerini üstüne alarak onun bağımlı ve kendi
başına hiçbir karar alamayan bir kişilik geliştirmesine neden olabilir.
Bazı aileler ise, annenin çalışmasıyla çocuğun gerekli disiplin ve
otoriteden uzak kaldığını düşünerek, ona baskı ve katı bir disiplin
yöntemi uygulayarak onun çevredeki tüm tehlikelerden korunduğuna
inanırlar. Baskı altında sürekli korunan ve cezalandırılan çocuk ise ya
otoriteye boyun eğen ve her istenileni yapan pasif bir kişilik sahibi ya
da isyankar bir kişi olabilir. Oysa ki anne-babadan beklenilen en uygun
davranış, çocuğu İle sevgi, şevkat ve güven temeline dayanan iyi bir
diyalogun ve iletişimin kurulmasıdır (Razon, 1983).
Araş. Gör. Yaşare AKTAŞ
Reklamlar












