ÇALIŞAN ANNE - ÇOCUK İLİŞKİSİNDE YAŞANAN SORUNLAR
Reklamlar
Reklamlar
Geçmişten bugüne kadınlarımızın
toplum içindeki yeri ne kadar da değişti değil mi? Eskiden evinde oturup
çocuğu, eşi ve evi arasında koşuşturan kadın bugün bu sorumluluklarının
üstüne birde çalışma hayatına aktif katılımını eklemiş oldu.
Kadınlarımızın eğitim seviyesinin gittikçe artması hayat şartlarının
zorlaşması gibi pek çok neden kadınların çalışmasını zorunlu hale
getirmeye başladı. Gittikçe çalışan anne sayısı artmaya başladı.
Zannediyorum bebek oluncaya kadar biz kadınlar çalışma hayatına son
derece hoşnut devam ediyoruz. Ancak çocuk olduğunda onu evde bırakıp işe
gitmek, yeterince zaman ayıramamak, kimileri için iyi bakılıyor mu
düşüncesi, ben çalıştığım için çocuğum böyle oldu gibi pek çok düşünce
bizi yiyip bitiriyor. Bu yüzden pek çok anne bir süreliğine aktif
çalışma hayatına ara vermek zorunda kalıyor. Sizlerde çalışmasaydım
keşke çocuğumu en azından bir süre ben büyütseydim diye zaman zaman
aklınızdan geçiriyorsunuzdur belki de. Sizlere ilginç gelebilir ama bu
konuda yazılan pek çok kitapta bir araştırma sonucu vardı ki çok
enteresandır. Bu araştırma sonucuna göre; evde oturan annelerin çalışan
annelere oranla çocukları ile geçirdikleri nitelikli zaman süresi çok
daha kısadır. Acaba bunun sebebi ne olabilir hep birlikte biraz
düşünelim mi? Aslında bunun nedeni çalışan kadının sistemli olması ve
elindeki süreyi daha iyi kullanmasıdır. Çünkü çalışan anneler de evde
oturan annelerle aynı sorumlulukları paylaşır ama zamanı çok iyi
kullanmayı başarmak zorundadır. Bu çalışan anne için büyük bir
avantajdır. Çalışan anneler evine, işine, eşine ve çocuğuna ayıracağı
zamanı çok daha iyi planlar. Hani her toplantıda sizlerle paylaştığımız
bir konu vardır. Çocuğunuzla geçirdiğiniz nitelikli zaman önemlidir.
Akşamları ona ayıracağınız belki bir saat yetecektir. Burada önemli olan
onunla size ait özel bir zaman dilimi yaratmak ve sadece onunla
olmaktır. Unutmayın ki iyi planlanan bir günde herkes için yeterince
zaman vardır. Eğer çalışan bir anne iseniz ve çocuğunuza bu nitelikli
zamanı ayırıyorsanız vicdan azabı çekmeniz için hiçbir sebep yoktur.
Tabi çalışan annelerin diğer bir sorunu çocuklarına kimin bakacağı veya
hangi okulun tercih edileceğidir. Elbette bakıcılardan ziyade
anneanneler ve babaanneler tercih edilir. Şüphesiz ki en emin biçimde
emanet edilen kişiler onlardır. Her şeyden önce çocuklarımıza verdikleri
sevgi bile çok önemlidir. Güvenle çocuklarımızı emanet ettiğimiz
kişilerdir. Eğer böyle bir şansınız yoksa iyi bir bakıcı seçmeniz
gerekir. Öncelikle güvenilir olması, belli bir eğitiminin olması,
konuşmasının düzgünlüğü, temizliği gibi pek çok önemli etkene dikkat
etmeniz şart. İyi bir araştırma yapıp daha önceden arkadaşlarınızın ya
da çevrenizde birilerinin çocuklarını büyütmüş bilinen kişilere
çocuğunuzu emanet etmeniz önemlidir. Tabi bir süre sonra evdeki
bakıcılar ve aile büyükleri çocuğunuza yetmeyecek. İşte o zaman
çocuğunuza öncelikle sevgi aşılayan, sağlıklı, iyi eğitim veren bir yuva
bulmanız gerekir. Peki iyi bir yuvanın özellikleri nasıl
olmalıdır.Öncelikle fiziki şartlarına dikkat etmelisiniz. En sağlıklı
fiziki şartlara sahip yuvalar tek kat şeklinde yapılmış olanlardır.
Apartmanların en alt katlarına sıkışmış, merdiveni çok olan yuvalar
yeterince sağlıklı değildir ve kaza ihtimali çoktur. İyi şartlara sahip
bir anaokulunun geniş bir bahçesinin olması, bu bahçenin etrafının
parmaklıklarla çevrilmesi ve kum havuzunun bulunması gerekmektedir.
Sınıfların 40-45 m2 den küçük olmaması , aydınlatmasının ve ısısının çok
iyi ayarlanması lazımdır. Her sınıfa bir öğretmen ve bir yardımcı
öğretmen yeterlidir. Bir öğretmene küçük yaşlar için 10 -15, büyük
yaşlar için 15 - 20 çocuk düşebilir. Sınıf içinde ve okulda çok fazla
personel olması, bazı yuvalardaki gibi sürekli öğretmen
değişikliklerinin yaşanması doğru değildir. Fiziki şartların yanı sıra
bir yıla yayılan aktif bir eğitim programının olması da çok önemlidir.
Bu program branş dersleri, drama çalışmaları, gezi gibi aktivitelerle
zenginleştirilmelidir. En önemlisi ise çocuğunuza sevgi aşılanan bir
yerde olmasıdır. Okul öncesinde en önemli şey çocuğun kendini güven
içinde hissetmesi ve çok sevildiğini bilmesidir. Zaten ondan sonra
öğretmek istediğiniz her şeyi öğrenir ve kurallara uymayı başarabilir.
Çocuğunuzu güvenle göndereceğiniz bir okulda bulduktan sonra çalışan bir
anne olarak sorunların büyük bir kısmını çözmüş olursunuz. Çalışan
annelerin çocuğuma yetemiyorum diye vicdan azabı çekip üzülmesine gerek
yok. Anne - çocuk arasında kurulan sağlıklı bir birliktelikle bunu
aşabilirsiniz. Unutmayın ki her şeyin özü sevgi. Bir anne olarak bunu da
her zaman çocuğunuza veriyorsunuz zaten. İnanın çoğu zaman çalışan
anneler daha sağlıklı , özgüvenli , bakımlı , aktif , zamanı iyi
kullanan ve iyi birer ebeveyn olmayı başarabiliyorlar.
Reklamlar












