|
|
CİNSEL BİRLEŞME OLMAMASI
İki insan arasındaki cinsel
etkinliklerin bir biçimi olan cinsel birleşme, hemen herkes tarafından
çok önemsenir. Kişiler yaşam boyunca birçok cinsel sorun yaşayabilir,
bazı cinsel işlev bozuklukları sürekli Cinsel doyumsuzluk nedeni olarak,
kişinin, çiftin hayatını karartır.
Cinsel isteksizlik, kadınların uyarılma ve orgazm sorunları, erken
Boşalma gibi sık görülen cinsel sorunlar için bile profesyonel yardım
arama davranışı çok yaygın değildir. Ancak bir cinsel sorun, cinsel
birleşmeyi engelliyorsa, hemen herkes tarafından hemen sorun olarak
algılanır ve derhal çözüm yolları araştırılır.
Hangi Cinsel işlev Bozukluklarının , cinsel birleşmeyi engeller?
Temel olarak erkeklerin Empotans (Sertleşme Bozukluğu) ve kadında
vajinismus cinsel birleşmeye izin vermez. Erkek cinsel organının
sertleşmiş durumda olup olmaması, erkeğin ya da kadının aldığı cinsel
hazzı etkilemez, birçok sevişme biçimi için penisin sert olması da
gerekmez, ama cinsel birleşme ancak sertleşmiş bir penisle mümkün
olabilir. Dolayısıyla sertleşme bozukluğu sıklıkla cinsel birleşmeye
engel teşkil eder. Bu cinsel işlev bozukluğunu önemsemeyen erkek de yok
gibidir.
Kadında vajinismus dediğimiz, vajinanın girişindeki kasların istemsiz
kasılması durumu da cinsel birleşmeye engel teşkil eder. Kadınlar,
cinsel tedavi merkezlerine en çok bu cinsel sorunla başvurur.
Cinsel birleşmeyi engelleyen üçüncü bir durum da çok şiddetli erken
boşalmadır. Eğer erkek çok hızlı uyarılıyor ve uyarılır uyarılmaz
boşalıyorsa, cinsel birleşme gerçekleşmeden boşalma olur. Bu cinsel
işlev bozuklukları için, hemen herkes, her çift eninde sonunda yardım
arar. Oysa erkeklerin en yaygın cinsel işlev bozukluğu, cinsel birleşme
sırasında erken Boşalma, kadınların da uyarılma ve Orgazm
bozukluklarıdır.
Cinsel yaşam boyunca, cinsel isteksizlik, cinsel ilişki sıklığına
ilişkin cinsel doyumsuzluk gibi daha birçok cinsel sorun ortaya
çıkabilir. Bu sorunlar da, süreklilik kazanarak, kişilerin cinsel
doyumsuzluğuna ve genel mutsuzluğuna yol açarlar.
Erkeklerin cinsel birleşmeyi engelleyen sertleşme veya erken boşalma
sorunları, sıklıkla cinsel yaşamın başlangıcında, yani hiç cinsel ilişki
kurulmadan ortaya çıkar. Vajinismus da hemen her zaman ilk cinsel
birleşme girişimi sırasında ortaya çıkar.
Öncesinde bir cinsel yaşam olmaksızın, cinsel işlev bozukluğunun ortaya
çıkması, bir anlamda cinsel yaşamın sorunla başlaması demek olduğundan,
daha da dramatik algılanır. Herhangi bir nedenle cinsel birleşme
kurulamıyorsa, yalnızca buna odaklanmamak ve sorunu diğer cinsel
etkinlik alanlarına da yaymamak gerekir.
Cinsel birleşme olamaması, sonuçta teknik bir sorundur ve cinsel terapi
ile kısa sürede düzeltilebilir.
Tümüyle cinsellikten uzaklaşma, cinsel hazdan da vazgeçme, gündeme
cinsellik yerine cinsel sorunu oturtma sık görülen ve sorunun çözümünü
zorlaştıran davranışlardır. Böyle sorunlu ve kaygılı bir sürece
girildiğinde, genellikle eşlerin cinsel istekleri, cinselliğe ilgileri
azalır.
Böylece kolayca düzelebilecek teknik bir sorun, çiftin yaşamını karartan
bir kabusa dönüşebilir.
Cinsel sorun ortaya çıktığında, zaman geçirmeden profesyonel yardım
almak bu nedenle çok önemlidir. Cinsel sorunun kendisi kadar, belki
ondan da fazla sorunlu cinsel yaşam süreci, kişileri ve çiftin
ilişkisini yıpratır. Oysa herkes, her çift, bir cinsel tedavi uzmanının
yardımıyla, yeterli bilgiyi edinip çözüme yönelik teknikleri öğrenerek,
cinsel sorununu kısa sürede çözebilir
Birçok kişi için, cinsel birleşme, cinselliğin en önemli parçası. Bu
nedenle, hemen herkes, cinsel birleşmeyi engelleyen cinsel işlev
bozukluklarını daha fazla önemser ve daha sık yardım arar. Herhangi bir
nedenle cinsel birleşme olamıyorsa, çiftin bu durumu nasıl algıladığı
da, eşlerin soruna ve birbirlerine nasıl davrandıkları da bir o kadar
önemlidir. Durumun çift dışındaki kişiler tarafından bilinmesi ise,
genellikle sorunu daha da karmaşıklaştırır.
Yaşadığımız bir cinsel sorunu nasıl algıladığımızı belirleyen çok sayıda
değişken sayılabilir. Cinsel sorunla karşılaşmadan önceki cinsel bilgi
düzeyimiz, cinsel deneyimlerimiz ve belki en çok da cinselliğe karşı
tutumumuz önemlidir. Cinselliğe geniş bir açıdan bakıyorsak, cinselliği
iki insan arasındaki keyifli bir iletişim olarak görüyorsak, insanların
bazen cinsel yaşamlarında sorunlarla karşılaştıklarını biliyorsak, bu
durumu eşimizle birlikte aşabileceğimizi düşünüyorsak, kendimize,
eşimize ve ilişkimize güveniyorsak, işimiz daha kolay olacaktır.
Cinselliğe yaklaşımımız dar ve tutucu ise, cinselliği cinsel birleşmeden
ibaret mekanik bir olay olarak görüyorsak, cinselliğe ilişkin
bilgilerimiz yanlış ya da yetersizse, bu sorunun yalnızca bizim başımıza
gelen bir felâket olduğunu ya da eşimizin bizi sevmediği, istemediği
anlamına geldiğini düşünüyorsak, durumdan yalnızca eşimizi sorumlu
tutuyorsak, sorunun çözümü zorlaşacaktır.
Elbette yaşadığımız çevrenin özellikleri de bizim cinsel sorun
karşısında yaşadığımız güçlükleri etkileyecektir. Eğer tutucu bir
aileden geliyorsak, ya da eşimizin ailesi tutucuysa, örneğin evliliğin
ilk gecesinde çarşaf görme geleneği hâlâ sürdürülüyorsa, cinsel birleşme
olamadığında, çiftin işi iyice zordur. Bazı çiftler böyle durumlarda,
örneğin parmaklarını keserek, çarşaf aşamasını atlatabilir. Bütün
ailenin cinsel yaşamda bir sorun ortaya çıktığını öğrenmesi, genellikle
durumun ağırlaşmasına, karşılıklı yersiz suçlama ve savunmalarla, cinsel
sorunun evlilik veya aile sorununa genişlemesine neden olur.
Ailenin bazı bireylerinin cinsel sorunu bilmesi, nadiren profesyonel
yardımı hızlandırabilmekle birlikte, sıklıkla sorunu genişleterek çözümü
güçleştirir.
Cinsel sorunlar konusunda bazı şeyleri bilmenin bize yararı olacaktır.
İnsanların cinsel yaşamında bazen sorunlar olabilir, bunların bazıları
da cinsel birleşmeyi engeller. Bu herkesin başına gelebilecek bir
durumdur. Hiç kimse isteyerek cinsel sorun yaşamaz. Cinsel işlev
bozukluğu, kimsenin suçu değildir.
Birine karşı duyduğumuz sevgi ve cinsellik, onunla cinsel yaşamımızın
sorunsuz olacağı konusunda bir garanti oluşturmaz. Aynı şekilde sevginin
olmaması, cinsel sorun yaratacak diye de bir şey yoktur.
Erkeklerdeki sertleşme ve erken boşalma bozuklukları ve kadınlardaki
vajinismus durumu, cinsel birleşmeyi engeller. Bu cinsel işlev
bozuklukları, daha karmaşık bir şekilde birlikte de bulunabilir. Cinsel
ilişkiye iki kişi arasında bir iletişim olarak baktığımızda, bir eşteki
bir durumun diğerinin cinsel yanıtını da kaçınılmaz olarak
etkileyeceğini de anlayabiliriz. Cinsel işlev bozukluğu ne olursa olsun,
bir eşin değil, çiftin sorunudur. Yalnızca bir eşte cinsel işlev
bozukluğu olan durumlarda bile, aynı sorunun bir başka cinsel eşle de
ortaya çıkıp çıkmayacağının bilinemeyeceğini unutmamalıyız.
Cinsel sorunun varlığından da çözümünden de eşler birlikte
sorumludurlar.
Hiçbir erkek isteyerek sertleşme olmamasını ya da girişten önce
boşalmayı sağlamaz ve sadece isteyerek de bu sorunları ortadan
kaldıramaz. Vajinismus olan kadınlar, cinsel organlarının girişindeki
kasılmayı isteyerek yapmazlar ve isteyerek geçiremezler. Cinsel işlev
bozuklukları, isteyerek edinilen özellikler değil, hiç istemeden başa
gelen durumlardır.
Cinsel sorun, eşler arasında bir savaş nedeni değil, eşlerin birlikte
savaşacakları bir durum olmalıdır.
|
|
