DOĞUM AĞRISI
Reklamlar
Reklamlar
Ağrı evrensel bir deneyimdir.
Doğum ağrısı akut bir ağrıdır.Doğum eylemi sırasında uterus (rahim)
kasıldığında, ağrı duyusu uterustan sinirler aracılığıyla omuriliğe,
oradan da beyine ulaşarak rahatsızlık hissi oluşturur. Ağrının şiddeti
her annede farklı olabilmektedir. Anne ve bebeğe ait hormonların,
biyokimyasal ve immünolojik faktörlerin etkileşimiyle, uterus kaslarının
kasılması ve bu kasılmaların gittikçe şiddetlenmesiyle gebe doğum ağrısı
hisseder.
Ağrının fark edilme düzeyi olan ağrı eşiği her kadında farklıdır.
Aslında ağrı eşiğinin her kadında aynı olduğu, fakat ağrı algılamasını
ağrı ile ilgili geçmiş deneyimlere, değer yargılarına, ağrı
alışkanlıklarına, durumuna, Anksiyete düzeyine, sosyal ve ekonomik
yapıya göre farklılıklar gösterir. Ağrıya karşı tepkiler subjektiftir.
Aynı kişi için zaman zaman değişebilir.
Ağrının şiddeti; bebeğin
iriliği, bebeğin pozisyonu, pelvis genişliği, kasılmaların gücü, geçmiş
deneyimlere ve hatta ön yargılı şartlanmalara bağlı olduğu
düşünülmektedir.

Bu yüzden hastanın ne kadar ağrı duyacağını doğumu yaşamadan önce tahmin
etmek güçtür. Bazen dayanılabilecek, kontrol altına alınabilecek düzeyde
ağrı duyulurken, bazen de çeşitli olup, ağrı kesme yöntemlerine ihtiyaç
duyulur.
Nefes alma, rahatlama teknikleri, ılık duş, masaj, destekleyici hemşire
bakımı, pozisyon değişiklikleri (ayakta durmak, oturmak, yürümek,
sallanmak), doğum topu kullanmak gibi doğum ağrısına yardımcı olan pek
çok tıbbi olmayan yöntemler bulunmaktadır. Ancak bazı kadınlar için bu
yöntemler yeterli olmayabilir.
Reklamlar












