DOĞUM SONRASI DEPRESYON
Reklamlar
Reklamlar
Doğum Sonrası Rastlanan
Duygular...
Ey erkekler öncelikle sözümüz size. Düşünün ki eşiniz size dünyanın en
güzel armağanını veriyor. O armağanda sizin kanınız,hormonlarınız,
genleriniz kısaca sizin pek çok özellikleriniz var. Çocuğunuzun en
azından daha mutlu, daha rahat beslenmesini ve büyümesini istiyorsanız
ve ileride başarılı ve sağlıklı olmasını istiyorsanız size de düşen
görevler var. Bu görevler aslında annenin hamileliği ile birlikte
başlıyor. Eşiniz o hayatınızın en güzel hediyesini size ulaştırmak ve
onu sizin kollarınıza vermek için vücutça, hormonel olarak ve duygusal
açıdan çok yıprandı. Annenin hiçbir zaman olmadığı kadar sizin ve
yakınlarının desteğine ihtiyacı var. Sağlıklı, akıllı, iyi huylu bir
çocuğunuzun olmasını istiyorsanız, eşinizi anlamaya çalışıp, ona yardım
etmeniz gerekmektedir. Ataların dediği gibi ‘anasına bak, kızını al’.
İleride çocuğunuzla dost olmak istiyorsanız bunun temelini daha
hamilelikte anne karnında iken onu severek, annenin moralini yüksek
tutarak yapabilirsiniz. Çünkü bebeğiniz annenin göbek bağından geçen
hormonlarla içeriden dışarıyı hissederek, adeta anahtar deliğinden
gözler gibi aile çevresini ve dış dünyayı izlemektedir.
Size de sözümüz var anneanne ,babaanne ve görümceler. İşte ailenize yeni
bir kişi daha katılıyor. Bakın kızınız size tekrar gençlik anılarınızı
yaşatacak, neslinizi devam ettirecek, kendiniz ve yakınlarınızdan göz,
kaş, burun vb. özellikler bulabileceğiniz, bir yumurcak, cimcime,
ufaklık, altıntop ne derseniz deyin bir yavru dünyaya getirdi. İleride
onun ailesi, vatanı ve hatta tüm dünya için hayırlı ,iyi bir insan olup
, onunla gurur duymak istiyorsanız annesini hamileliği ve sonrasını
rahat, huzurlu geçirmesi şart. Siz büyükler olarak bu yazıyı okuyun ve
gereken durumlarda gerekli tedavi için tedbirinizi alın. Atalar gene
diyor ki ‘ Yaşlılar yapabilse, gençler bilebilse’. Siz tecrübelerinize
burada yazılan bilgileri de katarak, gerekli durumlarda gençleri
psikiyatrik tehlikelere karşı uyarıp, tedbirinizi vakit geç olmadan
alın.
Doğum sonrası rastlanan duygu-durum bozuklukları:
1-Doğum sonrası hüzün yaşantısı:
Doğumu izleyen 2-4. gün oluşabilmektedir. Hafif düzeyde de olsa
gerginlik,yorgunluk, çocuğunun ya da kendisinin sağlığını konu edinen
endişeler, ağlama, sıkıntı, dikkati odaklayamama ve uykuya dalmada sorun
ya da sık uyanma görülebilmektedir. Bu durum en yoğun olarak iki gün
kadar yaşandıktan sonra, iki hafta kadar sonra düzelir. Doğum yapan
kadınların en az yarısında görülmektedir. Belirtiler herhangi bir tedavi
uygulanmadan kendiliğinden geçmektedir.
Doğum sonrası hüzünde risk etmenleri:
*Kişinin kanında bulunan kortizol düzeyinin yüksek olması
*Kişinin ilk adetinin yaşıtlarına göre daha küçük bir yaşta
gerçekleşmesi
* Bireyinin adetlerinin yaşıtlarına göre daha kısa sürmesi.
Çevredekilerce yapılabilecekler:
Bu dönemde çevredekiler anneyi rahat ettirmeye çalışmalı, bebek bakımına
yardım etmeli, anneye çocuğa çok iyi bakabileceği şeklinde destekleyici
yaklaşımları olmalıdır. Eğer annenin rahat ve huzurlu, umutlu, güvenli
olması sağlanamazsa, kişide daha ileri bir durum olarak "doğum sonrası
depresyonu" oluşabilmektedir.
2- Doğum sonrası depresyonu:
Doğum yapan kadınlarda % 10-15 arasında görülmektedir. Mutsuzluk,
ağlamaya hazır bir görünüm, gelecek için umutsuzluk, karamsarlık,
kendini anne olarak yeterli görememe, iştahta azalma, duygusal durumda
neşesizlik, sinirlilik şeklinde aniden değişmelerin olması, dikkatini
bir konuşma ya da konuya odaklayamama, kendini geçmiş ya da bugün için
suçlama, unutkanlık, yorgunluk, cinsel isteksizlik, başka bir vücutsal
hastalığı olduğu şeklinde "hipokondriyak" düşünceler,intihar düşünceleri
bulunabilmektedir. Doğum öncesinden doğumdan bir yıl sonrasına dek olan
dönemde kadınların % 15 inde görülebilen bir rahatsızlıktır. Daha önceki
hamileliklerinden sonra, bu şekilde bir dönem yaşayanlarda yarı yarıya
risk vardır.
Hamilelikte depresyon riskinin en fazla 32 gebelik haftasında olduğu ve
riskin doğum sonrasında sekizinci ayda en düşük düzeye indiği
saptanmıştır. Kişilerin % 60-70 i bir yıl içinde iyileşir. Bireyler
kendilerini akşamları daha kötü hissederler.
Tedavide ilaç tedavisi ile sonuç alınamazsa elektroşok tedavisi
kullanılabilmektedir.
Doğum sonrası depresyonunda riski arttıran etmenler:
Sorunlu evlilikler, sorunlu birliktelikler, kişinin çocukluğunda ya da
gençliğinde ağır sorunlar yaşaması, doğumun uzun sürmesi, çocuğun
doğumu, öncesi ve sonrasında mutluluk veren bir ortamın olmaması,
annenin yakın çevresinin kişiye destek olmaması, adet sorunları, kişinin
kadınlığa bakışı, algılayışı ile ilgili sorunlar önemli risk
etmenleridir.
3- Doğum sonrası psikozu:
Yaklaşık olarak 500 kişide 1 oranında görülmektedir. Önceki
hamileliklerinde psikoz tablosu görülenlerde risk 3 kişide 1 e
yükselmektedir.
Uykusuzluk , gerginlik, baş ağrıları, duygusal açıdan aşırı tepkisellik,
huzursuzluk ve gün içinde sıkça dalgalanan bir ruh hali ile başlayabilen
bu durum kendini her tür kötü olayın sorumlusu olarak görme, doğan
çocuğun aslında kendi çocuğu olmadığını , hatta doğumu bile kendisinin
yapmadığı, bebekte bir sağlık sorunu olduğu, ona yeterince bakamayacağı
ve acı çektirebileceği için onu ya da kendini öldürerek acılara son
verme düşünceleri, bebeğini öldürmesi, kurban etmesi yolunda olmayan
sesler duyma gözlenmektedir . Kendilerine zarar verileceği, çevrelerinde
olan olayların kendilerine yönelik olup, özel anlamları olduğu,
haklarında konuşulduğu şeklinde düşüncelerle birlikte olabileceği gibi
aşırı neşe ya da öfke, yerinde duramama, uyumaya gereksinim duymama,
kendini çok büyük, her türlü güce sahip ve önemli bir kişi olarak
algılama ve bu yönde sesler duyup,ona göre davranma gibi varsanı ve
sanrı dediğimiz belirtilerle de seyredebilir. Bazen de nerede olup, ne
yaptığını bilememe, yaptıkları ve yaşadıklarını unutma, hatırlayamadığı
kısımları kendine göre uydurarak doldurma gibi belirtiler konuşulan konu
ya da içinde yaşanan durumlara uygun olmayan yüz ya da diğer vücut dili
ile yanıt verme, davranışlarda yavaşlama veya saldırganlaşma şeklinde
olan değişimler gözlenmektedir.
Doğumu izleyen ilk iki hafta içinde başlayabilen bu durum erken dönemde
ve yeterince tedavi edilmezse yıllarca sürebilen, tedavisi zor bir hale
dönüşebilmektedir.
Rahatsızlığın en üzücü tarafı bu rahatsızlıkta hastaların % 4’ünde
rastlanabilen bebeği öldürme davranışıdır. Bu nedenle hastalık kişinin
çevresince önemsenmeli ve dikkatli olunmalıdır.
Tedavide anne ve bebeğin güvenliği açısından hastaneye yatırılma,
emzirmenin kesilmesi ve ilaç tedavisi, tedaviye yanıtsızlık ve ölüm
düşünceleri halinde elektroşok tedavisi düşünülmelidir.
Reklamlar












